Konumu ve Siyasi Tarihi

Coğrafi Konum

Syedra antik kenti, Antalya’nın Alanya ilçe merkezinin yaklaşık 20 km güneydoğusunda yer alır. Oldukça geniş bir alana yayılmış olan Syedra’nın merkezi yapıları, D400 kara yolundan ayrılan Seki mahallesi yolunun yaklaşık 3. km’sinde bulunan Asar Tepe zirvesi ve güneye bakan yüksek kesimlerinde yoğunlaşırken, kıyı şeridindeki liman alanı ve Asar Tepe civarındaki daha küçük diğer tepelerde de kentle ilişkili yapı grupları mevcuttur. Kentin tespit edilebilen yapıları, Seki mahallesi başta olmak üzere, İspatlı, İshaklı ve Kargıcak mahallelerinin sınırları içerisinde bulunan alanları da kapsamaktadır. Kentin merkezi alanı, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından 19.03.1991 tarihli ve 1057 sayılı kararla 1. derece Arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Syedra, kıyı şeridindeki geçiş güzergâhının en kritik noktalarından biri üzerindeki konumu gereği; batıdaki bere- ketli Pamphylia ovasının büyük kentleriyle ve doğuda dağlık Kilikia (Cilicia Tracheia / Cilicia Aspera) bölgesinin stratejik kentleriyle yakın ilişki ve etkileşimlerde bulunmuş olmalıdır. Batıda Korakesion (Alanya) ile doğuda Anemurium (Anamur) arasındaki kıyı şeridi ve bunun hemen ardındaki, Toros dağlarının güney uzantısı durumundaki dağlık bölümü kapsayan Batı Dağlık Kilikia, orman ve su kaynakları açısından zenginliğinin yanı sıra, kentlerin doğal savunmasına elverişli bir coğrafyaya sahiptir. Akdeniz’le yakın ilişkisinin yanında, Suriye bölgesi ile Anadolu arasındaki kıyı bağlantısındaki önemli stratejik konumu da bölgeyi önemli kılar. Bölgenin bu özelliklerine dayanılarak, Syedra’nın da, çok daha erken tarihlerde, başta Kıbrıs olmak üzere doğu Akdeniz ve kuzey Afrika merkezleriyle deniz yoluyla ilişkiler kurmuş olması kaçınılmazdır. Nitekim bu kıyı şeridi daha bronz çağında önemli deniz ticaret yolu üzerindedir ve bölgenin diğer yakın kentlerinde olduğu gibi Syedra limanı açıklarında da bronz çağına tarihli bulgulara rastlanmıştır. Ancak, Syedra ve yakın çevresindeki yerleşimlerin Hellenistik Dönem öncesi hakkında henüz ne arkeolojik ne de tarihsel bilgiler yeterlidir. Kent, Pamphylia ve Kilikia bölgelerinin sınırında yer alması sebebiyle zaman zaman her iki bölgenin, hatta MS 314-324 yılları arasındaki eyalet listelerinde İsauria bölgesinin kenti olarak da anılır. Ancak, gerek yerleşim modeli, gerekse epigrafik veriler ve antik kaynakların bilgilerine bakıldığında, Syedra’nın Dağlık Kilikia (Cilicia Tracheia) bölgesi karakterini yansıttığı görülür.

Tarihçe

MÖ 2. yüzyılın son çeyreğinden itibaren bölgenin kıyı şeridinde aktif olan deniz korsanları, korunaklı koylara, gemi yapımı için uygun keresteye sahip ormanlara, gerektiğinde kaçabilecekleri sarp dağlık bir hinterlanda sahip olması ve kıyı boyunca hem karadan hem de denizden işlek bir ticaret rotası üzerinde bulunması sebebiyle dağlık Kilikia’da güçlenmiş olmalılar. Roma’nın, sınırlarını doğuya doğru genişletebilmesi için bu tehlikeyi ortadan kal- dırması zorunluluğu üzerine Konsül Gnaeus Pompeius Magnus komutasındaki Roma ordusu doğu seferine çıkar. Syedra’nın yaklaşık 20 km kuzeybatısında bulunan Alanya (Korakesion) açıklarında MÖ 67 yılında yapılan ve Roma ordularının zaferiyle sonuçlanan savaşın ardından Roma’nın kontrolüne geçen Kilikia bölgesinin sınırları ve idaresinde düzenlemeler yapılır (Provincia Cilicia). Pamphylialı ve Kilikialı nüfusun birlikte yaşadığı ve stratejik bir konuma sahip olan Syedra’nın bu tarihlerde önemli bir rolü olduğu, korsanlarla olan mücadelede Roma ordularını desteklediği ve MÖ 48 yılında Pompeius Magnus’un ölümünden önce son yolculuğunda Mısır’a giderken kentin limanını kullandığı antik kaynaklarca bildirilir.

Kent imparator Tiberius döneminde (MS 14-37) “Syedreon” adıyla kendi sikkesini basmaya başlar ve İmparator Gallienus dönemine (MS 253-268) kadar sikke basımının devam ettiği görülür. Bu sikkeler ışığında, kentte diğer tanrıların yanı sıra özellikle Ares kültünün önemi anlaşılmaktadır. Günümüzde gözlenebilen yapıların plan ve teknik özellikleri, MS 2. 4. yüzyıllar arasında Syedra’nın en parlak dönemini yaşamış olduğunu gösterir. Mimari kalıntılar dışında, bu dönemlere ait epigrafik bulgular da bunu doğrular niteliktedir. Syedra Sütunlu Cadde’de ele geçen çok sayıda onurlandırma yazıtı da MS 2. yüzyıl sonları – 3. yüzyıl başlarındaki zenginliğin göstergeleri arasındadır. Syedra’nın adı, Bizans döneminde Pamphylia metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olarak geçer. Yakın çevresindeki diğer kentlerde olduğu gibi Syedra’da da, ortaçağda özellikle dinsel yapıların önemli yer tuttuğu anlaşılmaktadır.